Reklam
$ DOLAR → Alış: 5,72 / Satış: 5,74
€ EURO → Alış: 6,30 / Satış: 6,32

AGGİŞ KURAMI…

Abdullah Turhan
Abdullah Turhan
  • 30.05.2019
  • 306 kez okundu

“Bir nar ağacı vardır,
Bir de darağacı.
Namerde nar ağacı düştü,
Yiğide darağacı…” Yusuf Tuna’nın şiirinden,
Milli olan, mert olan ne varsa son yüz yılda hep dağıtılmaya çalışıldı. Milli projeler, mert adamlar bilinçli olarak itibarsızlaştırılmaya, yok edilmeye mahkûm edildi.
Aslında bizim insanları insan gibi sevmememizden kaynaklanıyor hep, nasıl mı?
Biz sevdiğimiz insanları putlaştırıyoruz, onlara insanüstü özellikler ihdas ediyor fazlası ile önemsiyor sevgide de, nefrette de çok ileri gidiyoruz.
Bu anlattığım şeyin örneklerini yazmama gerek yok sanırım, lakin tarafsız durum analizi yaparsanız dediğim noktaya gelirsiniz.
Bugün gelinen noktada ise makamlara sevgide ileri gidenler ya da başka bir tabirle “yalakalar” ödüllendiriliyor, nefrette ileri gidenler ise cezalandırılıyor. Bu ikisinin ortasını yani “orta yolu” tercih eden başka bir deyişle “mert olanlar” ya da “milli olanlar” ise hak ettikleri ilgiyi göremiyor.
Bu durum hep böyle, hâlbuki makamları işgal edenler kendilerine sevgi gösterisinde bulunanları tercih etmek yerine işleri ehline vererek, hatta her ne şartta olursa olsun doğruları hiç çekinmeden söyleyen “mert” kişileri anlamaya çalışıp milli olandan yana tavır alsalar “Adalet” kendiliğinden tesis olur.
Şimdilerde adına “Ego” denen fakat İslam’da “Nefis” olarak isimlendirilen duygu her daim ağır basmış bugünde, yüzyıllar önce de.
İşte “Mert” denilince nefsine yenik düşmeyen, gerekirse Milli duyguları için her şeyi elinin tersi ile iten gelmeli akla. “Namert” ise nefsinin arzuları, dünyalık menfaatler uğrunda kişiliğini kaybeden aşağılıklar denilebilir.
Ama maalesef “Mertlik” karın doyurmuyor diyorsanız eğer, Allah’ın bir vaadini hatırlatmam gerekiyor “Allah’tan başkasına ihtiyacınız olmadığını düşünürseniz, Allah’ta sizi kimseye muhtaç etmez” biiznillah.
Kuşlara bakmaz mısınız hiç? Sabah yuvalarından aç çıkarlarda tok dönerler. Ya da başka bir canlı var mı ki? İnsan hariç. Aç insanlar da hep o toklar yüzünden aç değiller mi?
Anlamak için görmek,
Görmek için gönül,
Gönül için hakiki iman,
İman için Şuur,
Şuur içinde yine anlamak gerek… AGGİŞ kuramı hepsi birbirine bağlantılı fakat önemli en azından benim için.
Makam ve mevkilere gelen insanlar bir dönem sonra Onları oraya getiren kudretin Allah olduğunu unutup, sebep olanların gayri meşru emirlerini yerine getirmeye başlaması ile hatalar zinciri halkalar halinde girdaplar oluşturup Makam sahiplerini geri dönüşü olmayan derin kuyulara itiyor. Hâlbuki makamlara gelen zatlar Allah’ın emirleri doğrultusunda çalışmalarını yürütse belki makamlarından olurlar ama en azından geri dönülmez yollara girmemiş olacaklar. Sebep olanların emirlerini yerine getirmeyenlerin ise günümüzde o makamlarda 10-15 yıl görmekte imkansız tabii. Uzun süre makam işgal edenlerin ise neden bu kadar orada kaldıklarını bu şekilde açıklamış oluyorum galiba…
Hani biz de bir tabir vardır ya “balık baştan kokar” baş kokuyorsa ayağa kadar sirayet ediyor anlamında.
Mevkiler ve makamlar gelip geçici, “şu ahir ömrümüzde şu gök kubbede hoş bir seda bırakmak” olmalı tüm çabamız.
Her daim doğrudan yana, her zaman adaletli bir çaba, öyle ki; düşmanlık edenlere bile adil olmalı insan, merhametli bir de yoksa merhametlilerin en merhametlisinden merhamet beklemeli sonra.
Vesselam…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

%d blogcu bunu beğendi: